Fazilet Takvimi

warning: Creating default object from empty value in /home/nasihat/domains/nasihat.org/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

ALIŞVERİŞİN ŞARTLARI

İslâm hukukunda satış akdinin sahîh olmasının şartları umumî ve husûsî olmak üzere iki kısma ayrılır.

Umûmî şartlar şunlardır:

1- Satışın muvakkat (belli bir zaman için) olmaması ve satışda bir fâide bulunması.

2- Satılan malın ve karşılığında verilecek paranın malum olması.

3- Satışı ifsâd edecek bir şart olmaması. Müfsid şart; akdin iktizâ etmediği, akde mülâyim olmayan, dînen ve örfen sâbit olmayan ve iki taraftan birine menfaat sağlamayan şarttır.

4- Alan ve satanın akdi, zorlama ile değil, kendi rızâsı ile yapması

Husûsî şartlar:

MUKADDESÂTA HÜRMET

Allâhü Teâlâ ile alâkalı olan, din yönünden pâk ve temiz bulunan, manevî kıymeti olan şeylere mukaddesât denir.

Allâhü Teâlâ mukaddes olduğu gibi, onun bütün isimleri de mukaddestir.

Kezâ, Allâhü Teâlâ'nın kitapları, peygamberleri, velîleri, İslâm ibâdetleri, İslâm mâbedleri de mukaddestir.

Bütün müslümanlar, mukaddesâta son derece hürmetle mükelleftir.

Biz müslümanlar herhangi bir ibâdete veyâ hayırlı bir işe başlayacağımız zaman, besmele okuruz. Bir hadîs-i şerîfte; "Herhangi hayırlı bir işe Bismillâh sözü ile başlanmazsa, o iş bereketsizdir, güdüktür." buyurulmuştur.

EBÛ TÜRÂB-I NAHŞEBÎ HAZRETLERİ BUYURDU Kİ:

Kalbin günahlar ile kararmasının alâmeti üçtür:

1- Günah işlemekten korkmamak,

2- İbâdetlerde gevşeklik,

3- Va'z ve nasîhatlerin tesir etmemesi. (M.G-3)

Fazilet Takvimi

İDRARINIZI BEKLETMEYİN

Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Kılıç, yaptığı açıklamada, çeşitli sebeplerle bekletilen idrarın sağlık açısından büyük risk olduğunu belirterek, "İdrarı gereğinden fazla tutmak idrar torbasının (mesane) boşalma düzenini bozmakta, ayrıca istenmeyen birçok rahatsızlığı da beraberinde getirmektedir" dedi.

Bilhassa uzun yolculuk sırasında boşaltılmayan idrarın mesanede ciddi tahribatlara sebep olduğunu, ileri yaşlarda idrar kaçırma gibi problemler meydana getirdiğini ifade eden Doç. Dr. Kılıç, şunları söyledi:

GÜZEL KOKU VE MÜSLÜMAN HANIMLAR

Sahabeden Musa bin Yesar (r.a.), Ebû Hüreyre (r.a.)'nin yaşadığı hâdiseyi çok açık ve net bir şekilde anlatmaktadır.

Hadis kitaplarındaki metne göre hâdise şöyle cereyan eder:

Ebû Hüreyre, yoldan geçen bir kadının süründüğü kokuyu hisseder. Kendisine kadar gelen bu kokudan rahatsız olan büyük sahâbî sorar:

- Ey Cebbâr'ın cariyesi, nereye gidiyorsun böyle? Kadın cevap verir:

- Mescide gidiyorum ey Ebû Hüreyre! Tekrar sorar:

- Evinde süründüğün kokuları, çevrendeki erkeklere kadar yayarak mı? Kadın tereddütsüz cevap verir:

GÜZEL KOKUNUN EHEMMİYETİ

Güzel kokular insanın ruhuna, aklına ve hislerine tesir eder. Nasıl ki ter, kir, sigara, sarmısak, soğan vs. kokan insanlar etrafındakileri tiksindirip kaçırırlarsa; güzel koku sürünmüş temiz insanlar da etrafındakileri rahatsız etmeyip kendilerine çekerler. Bu bakımdan güzel kokular, insanların birbirlerine yakınlaşmalarında, kaynaşmalarında sevgi ve diyalogu artırmalarında müsbet rol oynamaktadır.

İYİ BİR İNSAN OLUP OLMADIĞIMIZ NASIL ANLAŞILIR?

Ebû Hüreyre (r.a.)'den: "Bir sahâbî, Allah Resulü (s.a.v.)'ne gelerek, şöyle bir ricada bulundu:

- Yâ Resûlallah! Bana yapabileceğim öyle bir amel öğret ki, ben onu yapınca, cennete gireyim? Allah Resulü, ona şu karşılığı verdi:

- Öyle ise, iyi bir insan ol... Adam:

- Yâ Resûlallah! Ben iyi bir insan olduğumu nasıl bilebilirim ki?., diye sordu, peygamberimiz (s.a.v.) cevaben şöyle buyurdular:

CENNETLİK ÜÇ KİŞİ

Ebû Hüreyre (r.a.)'den: Allah Resulü (s.a.v.) buyurdu ki: "Allah, bir lokma ekmek, bir avuç kuru hurma ve buna benzer yoksulun faydalanacağı şeyler sebebiyle üç kişiyi cennete koyar:

1. Yardımı emreden ev ve mal sahibini.

2. Yardımı hazırlayan evin hanımını.

3. Yardımı yoksula ulaştıran evin hizmetçisini (işçisini)..." (Hâkim)

Görüldüğü gibi Rabbimiz, yapılan iyiliğin azına çoğuna bakmaz; iyiliği yapanın niyetine bakar. Eğer niyet hâlis ise, yapılan iyilik çok küçük bile olsa kabul eder.

YAŞAMAK, BİR GAYE İÇİNDİR...

Bakınız şâir ne diyor:
Hiç düşündün mü niçindir yaşamak?
Bir görev yapmak içindir yaşamak,
Eğer insansan görevin neyse basar
Zevke eğlenceye hayvan da koşar.

Evet, şâir böyle anlatmış yaşamayı... Yaşamayı, bir vazife yapmak gayesine bağlamış. Dolayısıyla vazifemizi başarma istikametinde bizleri insanlaştırmış. Aksi takdirde yaşayış gayemizden sapmış olacağımız için hayvanlaştırmış insanları...

Nitekim bütün âlemlerin Rabbi olan Halikımız (ce.) da Kur"ân-ı Kerîm'inde şöyle buyuruyor:

İMAM OLAN CEMAATİNİ DÜŞÜNMELİ

Bir hadîs-i şerifte buyuruldu ki: "Cemaate namaz kıldıran imam, cemaati bırakıp yalnız kendi nefsi için duâ edemez. Bunu yaparsa onlara hıyânet etmiş olur. (Râmûzü'l-EhMs)

Cemaate imamlık eden, onlara emîr olan kimseler, yalnız kendi nefislerini düşünemezler. Sadece kendi iyiliklerini isteyemezler. Peşlerinde olan insanları da düşünmek, onların hayrını ve iyiliğini Allah'tan istemek durumundadırlar.

Sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar

İçeriği paylaş