Bir kral, sabah gezintisi sırasında bir dilenciye rastlamış. “Dile benden ne dilersen?” demiş dilenciye. Dilenci gülerek, “sanki benim her dileğimi gerçekleştirebilecekmiş gibi soruyorsunuz…” der. Kral bu cevaba şaşırır ve sohbet ilerler. “Pek tabii, her dediğini yerine getirebilirim. Sen söyle bakalım, ne... istiyorsun?” Dilenci: “Söz vermeden önce iki kez düşünün kralım!” der. Kral ısrar eder: “Ne istersen iste, sana verebilirim. Ben güçlü bir kralım. Yerine getiremeyeceğim hiçbir dileğin olamaz!” der. Bunun üzerine dilenci, elindeki kâseyi krala uzatır ve “bu kâseyi herhangi bir şeyle doldurabilir misiniz?” diye sorar. Kral yenik düşmüştür. Dilenciye yakarır: “Tamam, tamam sen kazandın! Dileğini yerine getiremedim ama lütfen bana kâsenin neden yapılmış olduğunu söyle!” der. “Çok basit!” diye cevaplar dilenci: “İnsanın arzu ve isteklerinden yapılmıştır… Doymak bilmez oluşu bundandır. Bu gerçeği bir kez kavrarsan yaşantın değişir. Çünkü beynin, aklın onları dışlar. İş senin, araba da garajdadır ve artık istek uyandırmamaktadır. Heyecan, onu elde ettiğinde sönüp gitmiştir. Gene boşluğa düşer, yeni bir istek oluşturmak zorunda kalırsın. İstek, doyumsuzluk uyandırır ve giderek bir ’dilenci’ olursun. Bir istekten bir diğerine çırpınıp durursun. Amacına ulaşır ulaşmaz bir yenisini üretirsin. İsteğin bu yönünü kavradığında yaşamının dönüm noktasındasın, demektir. Bu durum ancak seni mutlu edecek şeyleri dışarıda değil, kendi içinde aradığın zaman gerçekleşir. Ve gerçek tatmine ve mutluluğa ancak o zaman erişirsin…” der. Gelelim hikâyenin verdiği derslere: Kral bile olsanız bir dilenciden bile öğrenebileceğiniz çok önemli yaşam dersleri olabilir. Gerçek mutluluk insanın içinde ve kendisinin elindedir. Mutluluğu ve başarıyı yakalayamayanlar, hatayı başka yerde değil kendi içlerinde aramalıdırlar. Bir şeyi elde etme hırsı değil, elde ettikten sonra da onu istemeğe devam edebilme becerisi yaşamı anlamlı kılar. Bir kralın dilenciye, bir dilencinin de krala dönüşmesi an meselesidir. Yaşam, dilenmek için çok kısa, dilenci olmak içinse çok uzundur… |
|||
Yeni yorum gönder