Kuvvetli hafıza için ne yapmalı

Hocaya sormuşlar: Keskin bir hafızaya nasıl sahip olunur?

Evladım biz Osmanlı mektebine gittik.

Bize ilk gün "Yolda nasıl yürünür" bunun kaidesini öğrettiler.

Göz ayağın ucunda olacak yürürken. Gözümüz hep ayağımızın ucundaydı. Hep önümüze bakardık.

Sizler boyuna etrafınıza bakıyorsunuz. Ona bak, şuna bak. Sizde hafıza olmaz.

Günahı göz işler de belasını gönül çeker.

Gözler bakar,gönül rahatsız olur ve hafıza zayıflar..

Hint felsefesinden dört kural

KURAL 1: "Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur,... hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretirler.

KURAL 2: "Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır. Hiç bir şey, hem de hiç bir şey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi. Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile

Kendi Cenaze Namazını Kılan Şehitlerimiz !

Babamım dostlarındandı. Dimdik yürüdü. Hani Allah'tan başka kimsenin önünde eğilmemiş tipler vardır ya,
öyle biriydi. Ben çok küçüktüm, evimize misafir gelirdi. "Oğul" diye seslenirdi hep. Bağdaş kurmaz, diz çöker öyle
otururdu. Gaz lambası ışığında daha bir heybetli görünürdü gözüme. Hep bitip tükenmek bilmeyen harp hatıraları anlatırdı.
Çanakkale, Gazze, Kafkas cephelerini dolaşmış; Sakarya, Dumlupınar'da savaşmış. Ancak İzmir'in kurtuluşundan sonra
köyüne dönebilmişti. Anlattıklarında hep acı, kan, cefa vardı. Kolay mı kazanılmıştı bu vatan? Ölüm neydi ki?

DÖRT MEVSİMİ GÖRMEK ...

Bir zamanlar dört oğlu olan bir adam varmış.. Çocuklarının çok erken karar vermemeleri ve önyargılı olmamaları için onları bu konuda eğitmek istemiş. Böylece her birini uzak bir yerde duran ağacın yanına gidip ona bakmalarını istemiş.İlk oğlan kışın gitmiş, ikincisi ilkbahar, üçüncüsü yazın ve sonuncusu sonbaharda. Geri döndüklerinde hepsini bir araya çağırmış ve ne görüklerini sormuş.

İlk oğlan ağacın çok çirkin, yaşlı ve kupkuru olduğunu söylemiş.

İkinci oğlan, “Hayır yeşillikle doluydu ve canlıydı” demiş.

Babadan çocuğun üç sorusuna tek nasihat

Çocuk sordu babasına
Baba sana üç sorum olacak diye...
Bir kere gidince geri gelmeyen şey nedir ?
Sustu adam...
Hiç konuşmadan kendimi ifade etmek istesem ne yapmam gerekir ?
Düşündü adam...
Son olarak da hayatta nasıl mutlu olurum ?
Bana söylermisin baba dedi...
Güldü baba ve cevabım ’YAŞ’ tır oğlum dedi.
Pusulan yaş olsun senin...
İlk sorunun cevabı, dünyaları versen yaş’ını geri alamazsın.
İkinci sorunda da bazen hiç konuşmana gerek kalmaz...
Bir damla göz’yaş’ın, en güçlü cümleleri bile kurşuna dizer.
Son sorunun cevabı da hayatta mutlu olmak istiyorsan,

İbadet yapamıyorsan kesenin ağzını aç

Namazlarını kılamayan ve büyük bir günah çukuruna düşen insanlar yok değil. Çevremizde her zaman bu tür insanlarla karşalaşabilir ya da kendimiz bu duruma düşebiliriz..

Günahkar gafil bir hayatın içinden kurtulmak için çabalarız ama bir türlü de ibadetlerimizi düzenli olarak yapamayız. Namazlarımızı kılamaz cumalara gidemeyiz.. İçki, sigara, kumar ve başka kadınlarla yatıp kalkma gibi bir çok envai çeşit hatalar yapabiliriz..

İşte bu nokta inanıyorum ama yapamıyorum mu diyorsunuz?

O zaman kesenin ağzını açma zamanı gelmiştir..

Sen ne biçim müslümansın!

Çekemeyenlerden birisi; Mevlana'ya : 'Sen ne biçim müslümansın, dinin de bir izzeti şerefi var ! Müslüman'a gel, Yahudi'ye gel, Mecusi'ye gel. Tövbeni bozsan yine gel, olur mu öyle şey !' mealinde uzunca bir mektup yazmış.

Mevlana Hazretleri mektubu sabırla okumuş ve arkasına şu cümleyi yazarak sahibine geri göndermiş :

'Sen de gel ...'

Toprağın altında en fazla ne var

Behlül Dânâ hazretleri, Halife Harun Reşid’e soruyor:
- Toprağın altında en fazla ne var?
- Bunu bilemeyecek ne var, ölü var.
- Hayır, Sultanım ölüler değil feryatlar var. İman ile gidenler, niye daha çok çalışmadık, niye daha çok ibadet yapmadık diye, iman ile gidip, günahkâr olanlar da niye bu günahları işledik diye, kâfirler ise neden küfre sebep olacak işler yaptık diye herkesin feryadını b...astırarak, feryat ederler.

Cuma namazının ehemmiyeti

Bir gün bir zat eşeği üzerine buğday yükler ve öğütmek üzere değirmene gider. Devamını kendisi şöyle anlatıyor;

"Tam buğdayı eşekten aldım, eşek kaçtı. Ardından benden bahçe kiralayan komşum geldi. 'Bu gün nöbet senin, bahçeyi sen sulayacaksın, sulamazsan nöbet geçer' dedi.
...
Günlerden cuma idi. Kendi kendime 'cuma namazı bu olanlardan daha sevimli' dedim.

Ve hepsini bırakıp cuma namazına gittim. Evime döndüm birde ne göreyim, bizim değirmendeki buğday öğütülmüş, hamur bile pişirilmiş, ayrıca tarla sulanmış, eşekte eve dönmüş.

Merak edip hanıma sorunca hanımım;

KENDİNİZE VE YAPABİLECEKLERİNİZE İNANIN...!

Steve Jobs – Stanford Mezuniyet Konuşması, 2005

Apple Kurucusu ve CEO’su Steve Jobs… Bazı insanlar vardır CEO olması için yaratıldıklarını düşünürüm. Şu an dünyaya hükmeden CEO’lar içinde bu duruma en çok uyan insanlardan birisi bence hiç şüphesiz Steve Jobs’tur.
...
Hayat hikayesi gerçekten çok ilginç. Çocukluk dönemleri zorluklarla geçen, bir şirket kurup tam sefasını sürecekken kendi kurduğu şirketten kovulan, yılmayıp başka şirketler kuran ve eski şirketi onu tekrar isteyince bu yeni açtığı şirketlerden birisini satın alarak tekrar CEO koltuğu verilen ilginç bir insan.

Sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar

İçeriği paylaş