İNSANLARI ANLAMAK ZORDUR

İNSANLARI ANLAMAK ZORDUR... HERKES KENDİ MERKEZİNDEN BAKAR, DOĞAL OLARAK "KENDİ MERKEZLİ" GÖRÜR... NE KADAR FARKLI BAKARSAK BAKALIM, ORTAK PAYDAMIZ İNSAN OLMAKTIR VE İNSANIN İNSANLIĞA İNSAN OLMAKLA GETİRDİĞİ BİR BORCU VARDIR, HOŞGÖRÜ VE ADALET...

"Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır.

Hayatta yedi gerçek

Kaç yıldır benim yanımdasın?

- 20 yıldır efendim.

- Bu zaman süresince benden ne öğrendin?

- Hiçbir şeyle değişmeyeceğim yedi gerçek öğrendim.

- Ömrüm seninle geçtiği halde topu topu yedi gerçek mi öğrendin?

- Evet
.
- Söyle bakalım öyleyse neler öğrendin?

Bardağı Yere Bırakın Bugün

Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı

Herkesin göreceği bir şekilde tutuyordu ve ardından sordu :

“Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?”

'50gm!' .... '100gm!' .....'125gm'

..diye öğrenciler yanıtladı.

“Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem,” dedi profösör, “ama, benim sorum şu ki :

“Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?”

‘Hiçbir şey' …..diye yanıtladı öğrenciler.

“Tamam peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?” diye sordu profesör bu kez…

BU KADAR MI GÜZEL CEVAP VERİLİR

Bir adam Hz. Ali’ye geldi ve “Sana sormak
istediğim dört sorum var” dedi. İlim Şehrinin
Kapısı “Buyur, sor” dedi. Adam sordu.
... ... “Vacip nedir? Vacipten evvel vacip nedir?...”
Hz. Ali cevap verdi. “Tövbe etmek vaciptir
günahları terk ise ondan önce vaciptir.”
Adam sordu.“Yakın nedir? Yakından yakın
nedir?”
Hz. Ali cevap verdi. “Kıyamet yakındır ölüm
ondan daha yakındır.”
Adam sordu.“Acayip nedir? Acayipten daha
acayip nedir?”
Hz. Ali cevap verdi.“Dünya acayiptir dünyayı
sevmek ise ondan daha acayiptir.”
Ve adam son olarak, şu soruyu sordu.“Zor

YAŞAMIN FISILTISINI DİNLE...

Zengin bir adam mercedes arabası ile şehirdeki dar bir yoldan geçiyordu. Birden, yoluna aniden fırlayarak elindeki taşı arabasına atan bir çocuk gördü.

Kapısına çarpan taşın sesi ile ani fren yapınca, arabası kaldırım taşına çarparak durabildi.

Adam öfke ile arabadan fırlayıp, taş atan çocuğu kolundan tutarak sarsmaya ve "Sen ne yapıyorsun serseri, bak arabamı ne hale getirdin" diyerek bağırmaya başladı.

Üzgün ve suçlu tavır içindeki çocuk "Amca lütfen kızma, sizden önce geçen arabalara durmaları için işaret ettim, arabaların hiç biri durmayınca, sizin arabaya taş attım" dedi.

İstek ve arzu kasesinin verdiği ders

Bir kral, sabah gezintisi sırasında bir dilenciye rastlamış.

“Dile benden ne dilersen?” demiş dilenciye.

Dilenci gülerek, “sanki benim her dileğimi gerçekleştirebilecekmiş gibi soruyorsunuz…” der.

Kral bu cevaba şaşırır ve sohbet ilerler. “Pek tabii, her dediğini yerine getirebilirim. Sen söyle bakalım, ne... istiyorsun?” Dilenci: “Söz vermeden önce iki kez düşünün kralım!” der.
Dilenci sıradan bir dilenci değildir.

Kral ısrar eder: “Ne istersen iste, sana verebilirim. Ben güçlü bir kralım. Yerine getiremeyeceğim hiçbir dileğin olamaz!” der.

Evlilikte aşk ve şefkat birlikte olmalı

Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde bulunuyormuş. "Son
tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum" demiş. Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı "Olur" demiş çekine çekine.

Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş. Hepsini suyla doldurup üçünün de altını yakmış. "Şimdi, istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana" demiş oğluna.
Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş. Oğlu
hepsinden ikişer tane vermiş babasına. Adam iki havucu birinci kaba, iki
yumurtayı ikinci kaba ve iki kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba
koymuş.

Köprüler kurabilmenin gücü

Bir zamanlar, birbirine bitişik iki çiftlikte yaşayan, iki erkek kardeş vardı.

Senin İstifa Ettirdiğini Biz de İstifa Ettirdik!

Millî şâirimiz Mehmet Akif Ersoy, Sultan Ahmet Camii’ne her gittiğinde orada iki gözü iki çeşme ağlayan yaşlı bir zâta rastlamaktadır. Bu yaşlı zât, başından geçen bir olayı kendisine anlatınca, Mehmet Akif Ersoy bundan çok etkilenmiş, bu yaşlı zatla aralarında geçen konuşmayı ise bizlere şöyle nakletmiştir:

Sultan Alparslan'ın bilinmeyen yönleri

Malazgirt zaferi ile Anadolu kapılarını Türklere açan Büyük Kumandan Alparslan' ın saray mutfağında hergün elli koyun veya keçi kesilerek fakirlere dağıtıldığını.
Sultan'ın divanında sayılamayacak kadar çok fakir kimselerin isimlerinin kayıtlı olup bunlara düzenli olarak maaşlarının verildiğini. . .
O Koca Sultan'ın bazen tevafuk eseri hasta ve fakir bir kimseyi gördüğü zaman son derece hassasiyete kapılarak teessüründen ağlayıp derhal yardımına koştuğunu biliyor muydunuz...?

Sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar

İçeriği paylaş